- Yazar: Veysel Evliyaoğlu
- Köşe Adı: Cercefe
- Tarih: 12.05.2008, 21:56
Onlar, arkadaşları ve akrabaları tarafından “büro memuru” sanılan, gerçek işleri ise sadece eşleri tarafından bilinen 50 kişilik bir grup. Eşleri ve çalışma arkadaşları dışında kalan diğer insanlar tarafından bu “zor görev”leri bilinmiyor. Oysa onlar, 915 binden fazla öğrencinin gireceği OKS ve bu yıl ilk kez yapılacak olan ve yaklaşık 2 milyon öğrencinin gireceği SBS sorularını hazırlıyorlar. Sınavların güvenliği gerekçesi ile kimlikleri gizli tutuluyor. Bu ekibin hazırladığı soruları basan matbaanın çalışanları, bu sınavlar sebebiyle 34 gün dış dünya ile irtibatlarını kesecek. Yani, bu süre içerisinde hasta olursan hastaneye gitmek yok. Hastayı güvenlik görevlileri matbaaya getirecek. Hastaneye yatman gerekirse, “mahkum odaları”nda kalacaksın. Ev istirahati verilirse “sınavın güvenliği” için matbaaya geri döneceksin.
Yazının devamını okuyun »
Geçen ayın en çok konuşulan olayı, anne babaların çocuklarının 65 yaşına kadar emekliliklerini beklememeleri adına sigorta müdürlükleri önünde yüzlerce metre kuyruklar oluşturmalarıydı.
Kendilerine “Sosyal Güvenlik Uzmanı” yakıştırması yapılmış kişiler, geçen ay içinde sık sık ekranlardalardı. Bu konudaki görüşlerimi Geçen Haftaya Bakış başlıklı yazımda sizlerle paylaşmıştım. Ancak, Şükrü KIZILOT hocanın 3 Mayıs 2008′de Hürriyet Gazetesi’ndeki Çocuklar için bir şans daha var başlıklı yazısı ve bunun da dün akşam ana haber bültenlerinde izleyicilerle buluşması konuyu ısıtıp tekrar getirdi gündemimize. Bizim için de bu konu hakkında tekrar yazmak şart oldu:
Yazının devamını okuyun »
Bilindiği üzere Türkiye, trafik kazalarında ve sigara içme oranlarında olduğu gibi, televizyon izleme oranlarında da dünyada üst sıralarda yer alıyor.
Ev hanımları iş yapsın veya yapmasın, televizyonları akşama kadar açık. Baba eve geliyor, üzerini değiştirmeden eli kumandaya gidiyor. Çocuklara zaten bebeklikten itibaren oyalanmaları için adeta “dayamışlar” televizyonu. Telefon konuşmalarındaki şu diyaloğa çok sık rastlanıyor: - Selim abi n’aber, n’apıyorsunuz? - İyidir ya, bildiğin gibi. Oturuyoruz, televizyon izliyoruz.
İşte insanımızı pasif bir şekilde karşısında oturtan, güzel programların yanında çok fazla sayıda gereksiz yayının da yer aldığı televizyonda son aylarda bir yarışma programı oldukça rağbet görüyor. Var mısın, yok musun?
Yazının devamını okuyun »