- Yazar: Fatih İncekara
- Köşe Adı: Köşeli Yazılar
- Tarih: 26.08.2008, 14:12
Dış Politika Uzmanı değilim ama Türkiye’nin dış ilişkilerinde bir değişimin olduğu aşikar. Günlük gazetelerin ilgili sayfalarında yayınlanan dış politika haberlerinden bunu fark etmek hiç de zor değil. Daha önceleri, bırakın bölge meseleleri üzerine çözüm önerisi sunmayı, yaşanan olaylara dair fikir beyan etmeyi bile beceremeyen Türkiye, şimdi hem bölgenin sorunlarına çözüm getirmek adına doğru adımlar atmakta, hem de dünya gündemini belirleyecek konulara temas ederek, dünyada süper güç olarak adlandırılan ülkelerin dikkatini çekmekte. Dileğimiz, iç ve dış siyasi gelişmelerin ülkemiz çıkarlarına uygun olarak cereyan etmesi ve halkımızın da bu gelişmelerden olumlu etkilenmesi. Yazının devamını okuyun »
Geçen gün gazetede okuduğum haber beni memnun etti. Mağdur olmuş bir vatandaşın mağduriyetinin giderilmesiyle ilgili bir haberdi bu.
Kubilay Yay isimli vatandaş 2003 yılında bir alışveriş merkezinde bulunduğu sırada otoparkta bulunan aracından dizüstü bilgisayarı(ve içindeki yedeklenmemiş önemli bilgiler) dâhil olmak üzere birçok eşyası çalınıyor. Daha sonra vatandaş, kendilerinin hatalı olduğunu düşünmeyen alışveriş merkezi yönetimine ve özel güvenlik şirketine dava açıyor. Dava sonucunda mahkeme, eşyaları çalınan müşteriyi haklı buluyor ve zararlarının karşılanmasına hükmediyor. Kararın temyizi sonucunda dosya yargıtaya gidiyor. Yargıtay da temyiz itirazını reddedip kararı usul ve yasalara uygun buluyor. Yazının devamını okuyun »
- Yazar: Murat Karaman
- Köşe Adı: Akıntıya Karşı
- Tarih: 22.08.2008, 00:55
Televizyondan günlük haberleri takip etmiyorum. Her tv kanalı kendi ideolojisi, fikir yapısı ve müşteri portföyü düzeyinde, objektiflikten uzak, mükemmel kurgulanmış senaryo nizamında yayınlıyor haberleri. Fon müzikleri kimi zaman korku filmlerinden, kimi zaman macera, kimi zaman da komedi filmlerinden alıntı. Aynı televizyon kanalının haberlerini izleyenlere aynı haberler verilmiyor sadece, aynı zamanda bu haberler zerk ediliyor görünmez bir enjektörle.
Aslında, televizyonlara karşı soğukluğum haberlerle başlamadı. Galiba sonun başlangıcı, futbol maçlarında top taca çıktığında bile, araya “o bisiklet reklamını” yerleştirebilen sivri zekalı zihniyeti farketmemdi. Nasıl olmasın ki? Top auta çıkar; reklam. Futbolcu sakatlanır; reklam… Reklam dönüşü bakarsınız ki bir takım gol pozisyonunda… Ah o bisiklet reklamı… Herşeyin sorumlusu sensin. Yazının devamını okuyun »