Globalleşme-Dil Düzleminde Türkçe
- Köşe Adı: Yazarlarımızı Tanıyalım
- Tarih: Haz 9,2008
Geçtiğimiz günlerde okulumuza milli eğitim bakanımız Hüseyin Çelik geldi. Okulumuzda daha evvel yapılan konferanslarda öğrencilerin ilgisi genellikle ilk on beş dakikada dağılmıştı. Ama bu kez öyle olmadı. Bakan Çelik hem hitap tarzı hem de anlattığı konunun içeriğiyle ilgimizi çekmeyi başardı. Aslında konu globalleşme idi ama bakan bey globalleşme-dil ilişkisi üzerinde fazla yoğunlaşınca kendimizi bir edebiyat dersinde buluverdik.
Bakanımız konuya öztürkçecileri eleştirerek giriş yaptı. Bu tip insanların globalleşen dünyada yeri olmadığına değinirken önümüze çarpıcı dil örnekleri de sundu. ‘‘Bülbül kelimesi Türkçe midir?’’ diye bir soru sordu. Biz, tabiî ki dedik, ama o, bu kelimenin Farsçadan geldiğini ve aslen balbal gibi kaba bir kelimeden Türkçeleştiğini anlattı ve ekledi:
‘’ İşte biz, o kelimeye kendi damgamızı vurmuş ve onu bülbül gibi ince bir kelimeye dönüştürmüşüz. Kaçınılmaz olarak farklı milletlerden beslenmiş ama aslımızı, şeklimizi hep korumuşuzdur. Globalleşme de böyle bir şeydir. Besleneceksin ama aslını koruyacaksın.’’ Konunun daha iyi anlaşılması için aslan hayvanını örnek vererek somutlama yaptı milli eğitim bakanımız. ‘’ Bir aslan ormanda yakaladığı tavşanı yiyince kulakları mı uzuyor? Tabiî ki hayır, aslan ondan alacağını alıyor ve yine aslan olarak kalıyor. Siz de aslan olmalısınız.’’ diye ekledi.
Muhalefete takılmadan da edemeyen Hüseyin Çelik meclisteki bir anısını anlattı:
‘’Bir gün CHP’li milletvekilleri ile sohbet ediyoruz. Konuştuğum arkadaşımız aşırı öztürkçeci ve yabancı dilden Türkçeleşmiş kelimelerin tümüyle reddedilmesi gerektiğini savunan bir parlamenter. Ben ona sordum, peki sizin partinizin ismi Türkçe mi? O da elbette diye karşılık verdi. Ben de ona dedim ki:
‘’Bak arkadaşım Cumhuriyet Arapça, Halk da Farsçadan gelmiş kelimelerdir. Parti kelimesinin İngilizceden geldiği apaçık ortadadır. Bu kelimeleri atarsak size geriye bir tek ne kalır biliyor musun? ‘’ Si’’ kalır dedim.’’ (Salonda gülüşmeler.)
Evet, Türkçe gerçekten yoğun ve engin bir deniz. Bunu anlamak, anlatmak elbette birkaç paragrafla mümkün değil ama sayın bakanımız o gün bize gerçekten güzel bir kapı araladı.
Tuna Akar Tarafından Yazılmış Diğer Yazılar
- Topbaş ve İBB Krallığı’ndan İstanbullulara Metrobüs Zulmü!
- Fenerbahçe Zorlu Porto Deplasmanında
- ÖSS 2008'de Bölümlerin Taban Puanları Kaç Oldu?
- Burası Telekom Burdan Çıkış Yok !
- Teknik Eğitim ve Sınavlar Üzerine
- ATV, Uydu, Euro 2008 Üçgeni
- Globalleşme-Dil Düzleminde Türkçe
- Youtube’a Süresiz Erişim Yasağı Bilmecesi
- Türkiye’nin Genç Gözü : Tuna Akar




Leave a comment