Kafkasya'da Açan Gül | Güncel Haber Yorum



Yazarlar



Murat Karaman
"Akıntıya Karşı"
Kimdir ? - Yazıları

Tuna Akar
"Konuşan Kalem"
Kimdir ? - Yazıları

Sinan Gülebaş
"Mahallenin Delikanlısı"
Kimdir ? - Yazıları

Ulaş Demirgül
"Metrik Ekonomi"

Kimdir ? - Yazıları

Fatih İncekara
"Köşeli Yazılar"

Kimdir ? - Yazıları

Veysel Evliyaoğlu
"Cercefe"

Kimdir ? - Yazıları
  • Makale Indeksi

  • Bağlantılar

  • Kafkasya’da Açan Gül





    Abdullah GülGündem o kadar yoğun ki, cereyan eden herhangi bir olayı duyup şaşırana kadar, bir başka olay, sizin henüz şaşkınlığınızı tam olarak üstünüzden atamadığınız ilk olayı çoktan tarihe gömmüş oluyor.
    Çok şeyler vardı, kaleme almak istediğim aslında. Bir önceki yazı yayınlandıktan sonra ‘şu Karadeniz’deki ABD gemilerini yazayım’ dedim. Sonra baktım ki, o olayı da her zamanki gibi medyamız sulandırabildiği kadar sulandırdı. Sağ olsunlar. Zaten milletimiz de sıkıldı bu tip gerilim haberlerinden. ‘Orada savaş, burada bomba, ABD- Rusya’ya şunu ima etti, kavgada bile söylenmezdi ama Rusya- ABD’ye kulağını çekerim adam ol nutku çekti’ gibi haberlerden bunalan siz değerli okurlarıma, bir eziyet de ben etmek istemedim. ‘Ramazandan bahsetsem mi’ diye düşündüm. Ama on bir ay dindar kesimi gerici diye yaftalamakta hiçbir beis görmeyen TV kanallarında bile, sırf dini duyguları sömürmek amaçlı, ramazanımızı kutlayan reklamlar, programlar aklıma geldiğinde hemen vazgeçtim, bu düşünceden. Yazınızı ne kadar samimi duygularla yazmış olursanız olun, piyasada dolaşan kötü örnekler, insanların zihinlerinde yanlış anlamalar uyandırabilir, diye düşündüm. Boşver dedim kendi kendime, AB sürecinden bahsedeyim biraz. Ama dedim ya, gündem efendi efendi takılmıyor ki bu ülkede. Tam oturdum, AB’ye üyelik için atılan adımlara ilişkin yorumlarımı yazıyordum ki, son dakika haberlerinde Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün, dış ilişkilerimizin tarihten bu yana nane-limon olduğu Ermenistan’a yapacağı gezinin kesinleştiğini öğrendim ve AB değerlendirmelerimi bir kenara bırakıp, Abdullah Gül’ün Ermenistan gezisine ilişkin bir yazı kaleme almayı düşündüm. Velhasıl konumuz Gül’ün Ermenistan gezisi.

    Asıl bu yazının konusuna girmeden önce şunu yazmadan edemeyeceğim. Bildiğiniz gibi AB’ ye tam üyelik hedefiyle başlanan ‘Avrupa Turu’muz, anti-demokratik zevatın taş koyması sebebiyle biraz sekteye uğramıştı. İşte bundan önceki üç beş ayın yoğun ötesi gündeminden sıyrılıp nefes almaya başladığımız şu sıralarda turumuza kaldığımız yerden devam etme niyetimizi AB’ye tekrar deklare ettik. İktidar partisi, yani hükümet AB için yeni yol haritasını açıkladı. Kendisi aleyhine açılan kapatma davası gibi bir sürecin arkasından, böyle bir açıklamanın gelmiş olması, başlı başına bir olaydı. Derin mesajlar taşıyordu, bu adım. Ak Parti hükümeti AB’ye yönelik adımlar atmaya devam edeceğini, hem seçmenlerine, hem tüm Türkiye’ye hem de tüm dünyaya ilan etti. Bu yol haritasının açıklanmış olması, ülke olarak tam üyelik hususundaki kararlılığımızın göstergesi olması bakımından da önemliydi. Tabi benim dikkat çekmek istediğim husus başka.

    İçersinde anayasa ve yasa değişikliklerini içeren 130’u aşkın düzenlemenin bulunduğu ve bu düzenlemeler arasında TSK hesaplarının incelenebilmesi, yargıdaki çift başlılığın (Askeri ve Sivil mahkemeler ayrımının) giderilmesi ve jandarmanın İç İşleri Bakanlığı’na bağlanmasına olanak tanıyacak değişikliklerin yapılmasını öngören bu yol haritası, militarist yapısı yumuşatılmış ve daha demokrat bir Türkiye’nin inşasına katkıda bulunacak gibi görünüyor.

    Bu adımları gerçekten çok önemsiyorum ve yerinde buluyorum. Sivil siyasi alan, halktan aldığı gücü her kesimin üzerinde de kullanacak, bundan sonra. Hem harcamalarını denetleyecek, hem bir kolunu direkt olarak sivil alana bağlanmış olacak, hem de adaletin şiarına aykırı bir uygulama olan ‘hukuk da çift başlılığın’ önüne geçilmiş olacak.
    Bu değişikliklerin bir an evvel hayata geçirilmesi için muhalefet de üzerine düşeni yapmalı. Umarım hükümetin ekmeğine yağ sürmemek adına, demokrasiyi feda etmezler..

    Evet… Asıl mevzuya gelelim. Bilindiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız Ermenistan’a millilerimizin maçını izlemeye gidiyor. Çok fazla spekülasyon yapıldı gitsin mi, gitmesin mi diye, ama Cumhurbaşkanımızca kararın bu yönde çıkmış olması beni sevindirdi. Bu hususun dillendirilmeye başlandığı ilk günden bu yana tahminlerim hep gideceği yönündeydi ve nitekim öyle de oldu. Böyle bir karar almış olmasını olumlu bulduğum için tekrarlıyorum.

    İlk önce alınan kararın öncesinde çıkan dedikoduları irdeleyelim, hep beraber. ‘Vay efendim gitmesin ne işi var, dış politika ahbap-çavuş ilişkisiyle yürümez!’ diyenler oldu. CHP-MHP-TAŞNAK partileri ilk defa aynı düşünce üzerinde mutabakata varmışlardı: Abdullah Gül Ermenistan’a gitmesin!

    Aslında çekincesi belliydi bizim tarafın, ama gereksiz bir kuruntuydu. Herkes Cumhurbaşkanı Gül Ermenistan’a gidip Cumhurbaşkanlarıyla görüşürse, kardeş ülkemiz Azerbaycan’a ayıp olacağını söylüyordu, hep bir ağızdan. Hem de bunu söyleyenler saygın gazeteciler, muhalefet partisi liderleri, yani anlayacağınız bu tip mevzularla benden daha ilgili olan insanlar. Merak ediyorum bu insanların ne düşündüklerini. Acaba ben mi yanılıyorum, çok merak ediyorum. Ya da yanlış mı biliyorum!
    Azerbaycan liderleriyle Ermeni liderleri son on yıldır belki onlarca kez bir araya geldiler. En son görüşmede 3 ay önce oldu. Cumhurbaşkanımızın bu geziyi yapmasında ne gibi bir art niyet arıyorlar, çözmüş değilim. Diyeceğim o ki, savaş halinde olmalarına rağmen Ermeni yetkilerle Azeri yetkililer bile görüşürken, bizim Cumhurbaşkanımızın Ermenistan’a gitmesi Azerbaycan’a karşı ne gibi bir ayıp teşkil edebilir ki?
    Fazla derinine inmeyelim, bu mevzunun. Biz AB’ye girmeye çalışıyoruz ama vizyon sahibi olmamakta ya da olamamakta direnen insanlarla bu da biraz zor gibi görünüyor.

    Ermenistan gezisi, Ermenistan’la yaşanan yılların gerginliğini bir anda sona erdirecek diye bir iddiası olamaz kimsenin. Ama atılan adımı küçümsememek lazım. Tam da bu günlerde, Kafkasya’da oluşturulması düşünülen bir işbirliğinden konuşulurken, Ermenistan gezisi Kafkasya’da yakılan barış meşalesinin daha gür yanmasını sağlayacak gibi.


    Daha önceden gündeme getirilen ortak tarih komisyonunun kurulması önerisi ve Karabağ sorunu bu gezinin hiçbir safhasında dillendirilmeyecek ve en gür ses Kafkasya’daki işbirliğinin üzerine yapılacak fikir alışverişlerinde duyulacak gibi görünüyor.

    Şunu unutmayalım, bölgede tartışmasız lider olmak için çabalarımız var. Ama henüz o güçte olmadığımızın bilincindeyiz. Kafkasya’da atacağımız adımlar ilerisi için çok önemli. Ancak Ermenistansız bir ‘Kafkasya İşbirliği’ni düşlemek meseleye dar bir perspektiften bakmaktan başka bir şey değildir. Art niyetimizden sıyrılıp, geziye bu pencereden baksak daha sağlıklı değerlendirme yapabileceğimize inanıyorum.

    Fatih İncekara Tarafından Yazılmış Diğer Yazılar



      Bu köşe yazısı bugüne kadar 170 kere okundu.


    One Response for "Kafkasya’da Açan Gül"

    1. Emre Eylül 5th, 2008 at 19:21

      Yazar yine şöyle bir gündemi toparlamış.

      Geçtiğimiz yıllarda Azeri ve Ermeni liderlerin birçok kez biraraya gelmiş olmasını bilmeyenlere bir ders gibi, bilip de bilmezden gelenlere ise adeta bir “kulak çekme” üslubunda aktarmış ve hatırlatmış. Bu kısım ayrıca hoşuma gitti.

      Saygıdeğer yazarın (en az) bu şekilde devam etmesini temenni ediyorum.


    Leave a comment


    En Fazla Okunanlar

    Son Makaleler

    Son Yorumlar