Ben turizm sektöründe çalışmaktayım. Turistleri gezdirdiğim SULTAN model minibüsüme koyduğum her damla mazotun bedelini, kredi kartım aracılığıyla ödemekteyim. Gçen gün eksteremi incelerken her ne adı altında olduğunu anlayamadığım 35 liralık bir masraf kesildiğini farkettim. Hemen sarıldım telefona…
Müşteri hizmetlerini aradım…
Karşıma çıkan arsız ne dedi biliyor musunuz?
Efendim, şayet önümüzdeki üç ay içinde, toplam 750 liralık harcamı kredi kartımla yapacaksam, bu 35 lirayı iade edeceklermiş. Hem de bu HAKKI sadece düzenli ödeme yapan müşterilerine tanıyabiliyorlarmış…
Bakın hele siz densizliğe…
Ulan salak !
Teklif sunmadan önce bir bak bakalım karşındaki adamın ödemelerine…
Ayda kaç lira ödeme yapıyor…
1500 liradan aşağı değil aylık…
Sen gelmiş benimle üç ayda toplam 750 liranın hesabını yapıyorsun.
Hayır arkadaş! Masraf senin hakkın değil!
Söke söke hiç alamazsın…
Hangi kılıf altına sokarsan, hangi alengirli yollardan izah etmeye çalışırsan çalış farketmez.
Y E M E Z L E R
]]>Yazınızı ilgiyle okudum. Konuyu ele alış biçiminiz biz konu hakkında fazla bilgisi olmayan okurlar için son derece yerinde olmuş. Ancak yazıda geçen bazı ifadeler üzerinde durduğumda aklınızın ve kalbinizin pek de yazdıklarınızla örtüşmediğini bilakis satır aralarında en az bizler kadar “serzenişleriniz” olduğu hissine kapıldım. Konu hakkında yazınızdan alıntılar yaparak birkaç söz söylemek isterim.
Öncelikle yazınızın giriş kısmında bahsettiğiniz Kapitalist sistem ve bu sistemin dünya üzerinde sebep olduğu felaketler hakkında fikir beyan etmeyi abesle iştigal olarak kabul ediyorum. Bu faslı geçiyorum.
Bir bankacı ve bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak ülke ekonomisindeki olumlu gelişmeyi fark ettiğinizi yazınızda belirtmişsiniz. Yine bu gelişmenin içinde bulunduğunuz sektöre yansımalarını çok güzel bir dille ifade etmişsiniz. Sizin de belirttiğiniz ve bizim de yıllardan beri çok iyi bildiğimiz ve “serzenişlerimizin” sebebi olarak görmeniz gereken hususları özetlemişsiniz. Bankaların birer ticari işletme olduğu ve ticari işletmelerin de tek amaçlarının kâr olduğu hepimizin malumu. Buraya kadar kimsenin itirazı olduğunu zannetmiyorum. Kâr amacı güden diğer ticari işletmeler gibi bankalarda elbette yüksek kârlılık planları yapmak ve bu planlar gereği hareket etmek durumundalar. Bankaları özellikli kılan ise yazınızda belirttiğiniz “Dünya çapında ilk yirmiye giren kocaman bir ekonomik sistem ve bu sistemin kalbi olarak ihtiyacı olan kanı yani parayı pompalayan kurumlar” olmaları. Ayrıca yine yazınızda belirttiğiniz devlete borç veren ve bu altyapıya ve sermaye gücüne sahip olmaları da bankaları bilinen ticari işletmelerden ayrı kılıyor. Bankalar bu özellikleriyle içinde yaşadıkları sistemden etkilenen değil sistemi yine meşhur ifadeyle damarlarındaki asil! kan olan parayla etkileyen kurumlardır. Bankalar sizinde söylediğiniz gibi sadece kâr amacı güden ve bunun için de zafere götüren her yol mubahtır çarpık anlayışını benimseyen kurumlardır. Faydaları yanında çokça zararları olduğu gün gibi ortadadır. Hele hele bankaların kutsal amaçları olduğundan bahsetmişsiniz ki bunu sizin ve diğer okuyucuların insafına bırakıyorum. Bu faslı da geçiyorum.
Bankacılık sektöründe beş yıldır bulunduğunuzu söylüyorsunuz. Soruyorum. Hadi biz “serzenişten” başka bir şey bilmeyen, “hizmet için bedel ödemeye alışmamışlar” güruhu olan kendimizden geçtik. Siz sözü edilen sisteme emeği geçen bir kişi olarak emeklerinizin karşılığınızı tam olarak veya insanca yaşamaya yetecek kadarlık kısmını aldığınızı söyleyebilir misiniz? Cevabınızı vicdanınıza tevcih ediyorum.
Yazınızdan alıntıladığım aşağıdaki kısmın bir kez daha okunması ve bir kez daha sorgulanması gereği ve dileğiyle.Yorumsuz!
“Cazip faiz oranlarının önemli bir nedeni de sektörde yaşanan yoğun rekabet. Geçmişte, banka bilançolarında ana gelir kalemi olan faiz geliri, yoğun rekabet nedeniyle artık ana kalem olarak görülmüyor.
Biliyoruz ki 2001 krizi bankacılık temelliydi, ekonomi tam rayına oturmuşken şimdi de bankalar zarar ederek sermaye yapılarının bozulması riskiyle karşı karşıya bırakılamazdı. Çare bulundu: Müşterilerden hizmet karşılığı alınacak yüksek komisyonlar..
Bankalar verdikleri hizmet karşılığı yüksek komisyonlar talep ediyor. Çünkü sermaye yapılarının bozulmaması için kâr etmeleri lazım, çünkü artık neredeyse tüm bankaların sahip olduğu yabancı ortaklar yaptıkları yatırımın karşılığını almak istiyorlar, çünkü alamazlarsa giderler bir daha da gelmezler; o zaman yüksek cari açığı finanse etmek için ihtiyacımız olan döviz de gelmez. Evet, eskiye nazaran yüksek komisyonlar talep ediyorlar çünkü artık teknoloji çok gelişti, müşteriler bankacılık hizmetini alternatif dağıtım kanalları diye de bilinen telefon, internet gibi platformlar üzerinden de alabiliyorlar banka için bu daha az eleman, daha az bina daha az maliyet, daha fazla kar demek ve müşterilerin şubede yapılan işlemlerinden yüksek masraflar alarak bu dağıtım kanallarına yönlendirilmeleri gerek.”
Ben bankacı değilim. Bankalarla ilişkim müşteri boyutunda. Bankaların sağladığı imkânları reddediyor da değilim. Ancak mesleğim icabı bankacılık sektörünün ısrarla gösterilmek istenen şeker kız candy misali özgü namal yüzünden ve iç gıdıklayan ses tonlarıyla müşteri temsilcilerinden çok o enfes ifadeyle “tek dişi kalmış” yüzünden başka bir şey göremediğimi üzülerek belirtmek istiyorum.
Hemen her şeyin bir piyasa değeri olabileceğini salıklayan sistemin her ne kadar içindeymişsiniz gibi görünseniz de sizler de dahil hepimize biçtiği fiyat o bahsettiğiniz bilançolarda hangi başlık altında geçiyor bilmiyorum. Ama nelere sebep olduğunu gayet iyi biliyorum. Sevgilerimle.