1985 yılında Giresun’da dünyaya geldi. İlkokulu burada okuduktan sonra, Öğretmen babasının tayini dolaysıyla, 1997 yılında, aşığı olduğu İstanbul’ a geldi. Ortaokula Beyoğlu Kadımehmet İlköğretim Okulu’ nda devam etti. Lise eğitimini Nişantaşı Anadolu Lisesi’ nde tamamladıktan sonra, 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İ.İ.B.F İktisat Bölümü’ ne girdi. Bu yıl (2008) mezun olan Fatih İncekara, düşüncelerini yazdığı şiirlerle ve denemelerle arkadaşlarıyla paylaşmaktan büyük zevk alır. Futbolu seven ve koyu bir Trabzonspor taraftarı olan Fatih İncekara, çok sevdiği ailesiyle beraber, ”kendimi bulduğum şehir” diye adlandırdığı istanbul’ da yaşamını sürdürmektedir.
- Yazar: Tuna Akar
- Köşe Adı: Konuşan Kalem
- Tarih: 23.06.2008, 21:28
Mesleki eğitim önemini artırarak koruyor. Fakat Türkiye’de bunun farkında olanların sayısı ne yazık ki istenilen seviyede değil. Bu konuya destek veren ve ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ adlı bir kampanyayı yöneterek meslek liselilere burs sağlayan Koç Grubu’na buradan saygılarımı sunuyorum.
Ülkemizdeki gençlerin birçoğu mesleki ve teknik eğitime soğuk bakıyor veya baktırılıyor. Bunun arkasında elbette bazı sebepler yatıyor. Bunların başında askerlik sorunu, koltuk sevdası, hazırcılık, masa başı iş klişesi, bir şeyin başı olup ego tatminine yönelim, armut piş ağzıma düşçülük yatıyor. Bu konuda en büyük rol ailelerin bence. Aileler çocuklarının ilgi ve becerilerini, çocuklarıyla müzakereler yaparak tespit etmeli ve bu konuda ortak bir karara varılarak o yolda yürünmeli.
Yazının devamını okuyun »
- Yazar: Murat Karaman
- Köşe Adı: Akıntıya Karşı
- Tarih: 23.06.2008, 16:38
Uefa‘nın resmi sitesinden Euro 2008 ile ilgili haberleri takip ediyorum, fotoğraf galerisindeki fotoğraflara bakıyordum. Dikkatimi en çok okunan haberler çekti. İlk sıradaki haber “What is the secret of Turkey’s success?” yani “Türkiye’nin başarısının sırrı ne?“.
Görülen o ki kimse Türkiye’nin beklenmeyen ve sır dolu Euro 2008 başarısını anlamlandıramıyor, nasıl olabildiğini algılayamıyor.
Herşey bizim için kötü, Avrupalılar açısından ise “beklendiği” gibi başlamıştı. Portekiz bizi evire çevire yenmiş, dahası ezmişti sahada bizleri. Doğru düzgün pas akışımız olmamış, akılda kalan akınımız bile yoktu sanırım.
Yazının devamını okuyun »