Sessiz Bir Ağıt : 17 AĞUSTOS Depremi | Güncel Haber Yorum



Yazarlar



Murat Karaman
"Akıntıya Karşı"
Kimdir ? - Yazıları

Tuna Akar
"Konuşan Kalem"
Kimdir ? - Yazıları

Sinan Gülebaş
"Mahallenin Delikanlısı"
Kimdir ? - Yazıları

Ulaş Demirgül
"Metrik Ekonomi"

Kimdir ? - Yazıları

Fatih İncekara
"Köşeli Yazılar"

Kimdir ? - Yazıları

Veysel Evliyaoğlu
"Cercefe"

Kimdir ? - Yazıları
  • Makale Indeksi

  • Bağlantılar

  • Sessiz Bir Ağıt : 17 AĞUSTOS





    17 Ağustos Depremi17 Ağustos 1999…
    Bir ortaokul çocuğunun ‘depremin ne olduğunu’, ‘sonuçlarının nasıl olabileceğini’, ‘bilinçsizliğin ve çaresizliğin acı yüzünün ne olduğunu’, ‘depremin değil, binanın öldürdüğünü’, çocuk yüreğiyle acının kalbinde müşahade ettiği, Türk toplumunun en yaslı günlerinden biri.

    17 Ağustos 1999 günü sabaha karşı, Kocaeli/Gölcük merkezli bir deprem meydana gelmiş ve öncelikle Marmara Bölgesi olmak üzere tüm Türkiye derinden etkilenmişti.  Küçük-büyük, genç-yaşlı binlerce insanımız, menfaatini insan hayatından üstün tutan kişilerin ihmali yüzünden, hayatını kaybetmiş ve tüm Türkiye ve hatta tüm dünya bu olaya dili döndüğünce ağıtlar yakmış, yas tutmuştu.

    Her yaştan insanımızı kaybettik
    , o acı depremde. Binlerce insanımız evlerini barklarını, anneler-babalar çocuklarını, çocuklar anne-babalarını kaybetti. Kimileri daha hayatlarının başında, kimileri zımba gibi delikanlıyken, kimileri hayatlarının en verimli döneminde ayrıldı sessizce aramızdan…

    Örneğin Esra. Babasının küçük prensesiydi. Esra henüz ilkokula gidiyordu. Annesinin her sabah özenle Küçük Kıztarayıp sonra da ördüğü simsiyah ipek gibi saçları vardı. Karadeniz’i kıskandıran masmavi gözleri de. Babasının, beşinci yaş gününde O’na hediye ettiği bebeği, -isterseniz müstakbel bir Türk anasının içgüdüsü deyin, isterseniz bir çocuğun oyuncağına sahip çıkma içgüdüsü- hiç elinden düşürmez onunla beraber uyurdu. Her zaman yaptığı gibi, o gece de Küçük prenses, babasının yanağına kondurduğu öpücükle, hiçbir şeyden habersiz bebeğine sarılarak uykuya daldı. 17 Ağustos gecesi sabaha karşı meydana gelen depremde yıkılan kolonlar küçük prensesi babasının kollarından çekip aldı.

    Ya Süleyman. Hayatının baharında, 22 yaşında bir fidandı. Ülkenin aydınlık yüzünü temsil ediyordu. İnandığı gibi yaşamıştı, her zaman. Ve bir ülkenin sıkıntılardan kurtuluşunun yine o ülkenin eğitimli bilinçli gençlerinin elleriyle olacağına inancını hiç yitirmemişti, en zor anlarda bile. Eğitim fakültesinin ilkokul öğretmenliği bölümünü de bu amaçla seçmişti. Üniversiteyi o yıl bitirmişti. Bunca yıl kendisine emek veren vatan için hizmet zamanıydı, artık. Yeni dönemde göreve başlayacaktı. Kendisi gibi civanmertler yetiştirecekti. Genç nesillerin yaralı yüreklerine, merhem çalacaktı. Olmadı. Yüzünden hiç eksilmeyen tebessümle, o gece, O’da ayrıldı aramızdan.

    Sadece iki kesit depremin acı yüzünden. Aslında depremin acı yüzünden ziyade, üç beş kuruş daha fazla para kazanmak amacıyla işini doğru düzgün yapmayan insanların sebep oldukları acılar mı deseydik. Adına her ne dersek diyelim, binlerce Esra ve binlerce Süleyman ve onların anneleri, babaları, akrabaları, komşuları… Ülkemizin yüreğinde korlarını bırakarak gittiler.

    17 Ağustos depreminin simge müteahhidi Veli Göçer yakalanıp uzun bir dava sürecinin ardından 25 yıl hapse çarptırıldı ve şuan ceza evinde. Yukarıda ismini zikrettiğimiz kişinin yapımında sorumlu olduğu binalarda 195 kişi hayatını kaybetti. Bu ve benzer davalarda zaman aşımı tehlikesiyle karşılaşıldı. Kimi davalar, bilirkişilerin ‘depremin yıkım şiddetinin 10 olması ve inşaatlarda deprem öncesinde zemin etüdü şartının konulmaması’nı gerekçe göstermesi nedeniyle beraatle sonuçlandı. Ve ne acıdır ki, bu insanlara bina yapma izni veren kamu görevlileri yargılanamadı. Keşke tüm sorumlulardan çekilen acıların hesabı teker teker sorulabilseydi.
    O zaman yakınlarını kaybedenlerin acısı bir nebze hafiflerdi, belki. Belki kaybettiklerimiz ebedi istirahatgahlarında daha huzurlu olurlardı.

    ÇiçekYefikrimye ailesi olarak, hayatlarını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına da sabır diliyoruz. Bundan sonra aziz milletimizin böyle acılar yaşamamasını temenni ediyoruz.

    Fatih İncekara Tarafından Yazılmış Diğer Yazılar



      Bu köşe yazısı bugüne kadar 227 kere okundu.



    Leave a comment


    En Fazla Okunanlar

    Son Makaleler

    Son Yorumlar